TESBİHAT
İkindi Namazı Tesbihatı
İkindi namazının ardından okunan tesbihat duaları, salavatlar ve âyetler aşağıda sırasıyla yer alıyor. Okunuşu (Latince), Arapça'sı ve Türkçe meali arasında, aşağıdaki sekmelerden tüm adımlar için birlikte geçiş yapabilirsiniz.
Selâm sonrası
Allâhümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ ẕe'l-celâli ve'likrâm
اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلاَمُ وَ مِنْكَ السَّلاَمُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَ اْلاِكْرَامِ
Allah'ım! Sen Selâm'sın; selâm ve selâmet Senden gelir. Her şeyden üstün ve yücesin ey Celâl ve İkram sahibi!
Salât-ı Münciye
Sonunda eller yüze sürülüp indirilir.
Allahümme šalli alâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Šalâten tüncînâ bihâ min-cemîʿı'l-ehvâli (avuç içi yere) "ve'l-âfât". Ve takḍîlenâ bi-hâ cemîʿa'l-ḥâcât. Ve tüṭahhirunâ bi-hâ min-cemîʿı's-seyyiât. Ve terfeʿunâ bi-hâ ʿındeke aʿle'd-derecât. Ve tübelliğunâ bi-hâ aḳša'l-ğâyât. Min-cemîʿı'l-ḫayrâti fi'l-ḥayâti ve baʿde'l-memât. Âmin yâ Mucîbe'd-deʿavâti ve'l-ḥamdü lillâhi Rabbi'l-ʿâlemîn. Âmin
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ اْلاَهْوَالِ وَ اْلاٰفَاتِ وَ تَقْض۪ى لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَٓا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاةِ وَ بَعْدَ الْمَمَاتِ اٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Âline öyle bir salât ve rahmet eyle ki, Onunla bizleri bütün dehşetli korku ve her türlü âfetlerden halas eyle, bütün ihtiyaçlarımızı yerine getir, bizleri bütün günah ve kötülüklerden temiz kıl, yanında en üstün derecelere yükselt, bizleri gerek hayatta ve gerekse öldükten sonra bütün hayırların en yüksek gayelerine vasıl eyle. Ey bütün dua ve isteklere cevap veren Mucîb! Duamızı kabul eyle. Hamd olsun Âlemlerin Rabbi olan Allah'a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.
Tesbihe giriş
Sübḥânallahi ve'l-ḥamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahü vallahü ekber ve lâ ḥavle ve lâ ḳuvvete illâ billâhi'l-ʿaliyyi'l-ʿaẓîm.
سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَ اللّٰهُ اَكْبَرْ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِْ
Sübhanallah (Allah'ın acâib-i sanatı akıllara hayret verir! O her türlü noksandan, kusurdan uzaktır.) Elhamdülillah (Allah'a hamd olsun. Hamd ancak Allah'a mahsustur.) Lâ ilâhe illallah, Allahuekber (Allah en büyüktür, hatıra hayale gelen ve gelmeyen her şeyden daha büyük O'dur.) Havl ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Âyete'l-Kürsî
Bismillâhirraḥmânirraḥîm. Allahü lâ ilâhe illâ hüve'l-ḥayyü'l-ḳayyûm. Lâ te'ḫuẕühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-arḍı. Menẕelleẕî yeşfeʿu ʿındehû illâ bi-iẕnih. Yâʿlemü mâ beyne eydîhim ve mâ ḫalfehüm ve lâ yuḥîṭûne bi-şey'in min-ʿılmihî illâ bi-mâ şâe. Vesiʿa kürsiyyühü's-semâvâti ve'l-arḍi. Velâ yeûdühû ḥıfẓuhümâ ve hüve'l-ʿaliyyü'l-ʿaẓîm.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْحَـيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Allah, kendisinden başka ilâh olmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip duran (Kayyûm)dır. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, kullarının önlerindekini ve arkalarındakini (yapmış ve yapacaklarını) bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.
Sübhanallah
Sübhanallah — 33 defa
Ve hüve'l-ʿaliyyü'l-ʿaẓîmu zü'l-celâli sübḥânellâh (1 defa), ardından "Sübḥânallâh" 33 defa.
33 سُبْحَانَ اللّٰهِ
Sübhanallah (Allah'ın acâib-i sanatı akıllara hayret verir! O her türlü noksandan, kusurdan uzaktır.) — 33 defa.
Elhamdülillah
Elhamdülillah — 33 defa
Sübḥâne'l-bâḳî dâimeni'l-ḥamdülillâh (1 defa), ardından "Elḥamdülillâh" 33 defa.
33 اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Elhamdülillah (Allah'a hamd olsun. Hamd ancak Allah'a mahsustur.) — 33 defa.
Allahü Ekber
Allahü Ekber — 33 defa
Rabbi'l-ʿâlemîne teʿâlâ şânühü Allâhü Ekber (1 defa), ardından "Allâhü Ekber" 33 defa.
33 اَللّٰهُ اَكْبَرُ
Allahuekber (Allah en büyüktür, hatıra hayale gelen ve gelmeyen her şeyden daha büyük O'dur.) — 33 defa.
Namaz duası kapanışı
denilir ve namaz duası yapılır.
Lâ ilâhe illallâhü, vaḥdehû, lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-ḥamdü, yuḥyî ve yümît ve hüve ḥayyün lâ yemût, bi-yedihi'l-ḫayru ve hüve ʿalâ külli şey'in ḳadîrun ve ileyhi'l-mašîr
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Allah'tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. Diriltir ve öldürür; O, ölümsüz diridir. Hayır O'nun elindedir, O her şeye kadirdir ve dönüş O'nadır.
Fa'lem ennehu
Faʿlem ennehu
فَاعْلَمْ اَنَّهُ
Bil ki,
Lâ ilâhe illâllah
Lâ ilâhe illâllah — 33 defa
Lâ ilâhe illâllah
لا َٓ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ
Allah'tan başka ilâh yoktur. — 33 defa.
Muhammedü'r-Resûlüllah
Muḥammedü'r-resûlüllâhi šallâllahü teʿâlâ ʿaleyhi vesellem.
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ
Muhammed Allah'ın Resulüdür. Allahu Teâlâ'nın salât ve selâmı O'nun üzerine olsun.
Salavat âyeti
Bismillâhirraḥmânirraḥîm. İnnallâhe ve melâiketehû yüšallûne ʿale'n-nebiy. Yâ eyyühelleẕîne âmenû šallû ʿaleyhi ve sellimû teslîmâ. Lebbeyk.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّ اللّٰهَ وَ مَلَٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَ سَلِّمُوا تَسْل۪يمًا لَبَّيْكَ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Hz. Peygambere Allah salat, rahmet eder; melekler de salat, dua ve istiğfar eder. Ey iman edenler! Siz de ona salât (dua) ve tam bir teslimiyetle selâm getirin. (Ahzâb Sûresi, 56) — Lebbeyk (Allah'ım, emrine, davetine uyduk) diyerek.
Salavat (3 tekrar)
1. tekrar
Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîrâ.
2. tekrar
Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîrâ.
3. tekrar
Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîran kesîrâ.
1. tekrar
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
2. tekrar
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
3. tekrar
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline, bütün maddî ve manevî dertler ve devalar adedince çok salât, bereket ve selâm ihsan eyle.
Şalli ve sellim
Šalli ve sellim yâ Rabbi ʿalâ ḥabîbike Muḥammedin ve ʿalâ cemîʿı'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve ʿalâ âli küllin ve šahbi küllin ecmaʿîn. Âmin ve'l-ḥamdü lillâhi Rabbi'l-ʿâlemîn.
صَلِّ وَ سَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى جَم۪يعِ اْلاَنْبِيَٓاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلَٓى اٰلِ كُلٍّ وَ صَحْبِ كُلٍّ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Yâ Rabbi! Habîbin Muhammed'e ve bütün enbiya ve resullere, herbirinin âl ve ashabına salât ve selâm eyle. Âmin! Hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah'a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.
Elfü elfi salâtin
Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ Resûlallah.
Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ Ḥabîballah.
Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ emîne vaḥyillâh.
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ.
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ.
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَٓا اَم۪ينَ وَحْىِ اللّٰهِ
Binler binler salât, binler binler selâm senin üzerine olsun ey Allah'ın Resulü! Binler binler salât, binler binler selâm senin üzerine olsun ey Allah'ın Habibi! Binler binler salât, binler binler selâm senin üzerine olsun ey Allah'ın vahyinin Emini!
Bi-adedi evrakı'l-eşcar
Allahümme šalli ve sellim ve bârik ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âlihî ve ašḥâbihî bi-ʿadedi evraḳı'l-eşcâr ve emvâci'l-biḥâr ve ḳaṭarâti'l-emṭâr vağfir lenâ verḥamnâ velṭuf binâ ve bi-Üstâẕinâ Saʿîdi'n-Nursî (raḍiyallahu ʿanh) ve vâlideynâ ve bi-ṭalebeti Resâili'n-Nuri'š-šadıḳîne yâ ilâhenâ bi-külli šalâtin minhâ eşhedü en-lâilâhe illâllah ve eşhedü enne Muḥammeden Resûlüllâhi Šallallâhü ʿAleyhi Ve sellem.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِعَدَدِ اَوْرَاقِ اْلاَشْجَارِ وَ اَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَ قَطَرَاتِ اْلاَمْطَارِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا وَ بِاُسْتَادِنَا سَع۪يدِ النُّورْس۪ى رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَ وَالِدَيْنَا وَ بِطَلَبَةِ رَسَٓائِلِ النُّورِ الصَّدِق۪ينَ يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلاَةٍ مِنْهَٓا اَشْهَدُ اَنْ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) Âl ve Ashabına, ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları, yağmurların damlaları adedince salât, selâm ve bereket indir. Günahlarımızı bağışla, bize merhamet eyle. Bize ve Üstadımız Said Nursî'ye (r.a.) ve anne babamıza ve sâdık Risale-i Nur talebelerine, ey İlâhımız, bu salâvâtların herbirisine mukabil lütfeyle! Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet getiririm. Allahu Teâlâ ona salât ve selâm etsin.
Duâ-i Tercümân-ı İsm-i A'zâm
Bismillâhirraḥmânirraḥîm.
Sübḥâneke yâ "Allah" teʿâleyte yâ "Raḥmân" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Raḥîm" teʿâleyte yâ "Kerîm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḥamîd" teʿâleyte yâ "Ḥakîm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Mecîd" teʿâleyte yâ "Melîk" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḳuddûs" teʿâleyte yâ "Selâm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Mü'min" teʿâleyte yâ "Müheymin" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "ʿAzîz" teʿâleyte yâ "Cebbâr" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Mütekebbîr" teʿâleyte yâ "Ḫàlık" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Evvel" teʿâleyte yâ "Âḫir" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ẓâhir" teʿâleyte yâ "Bâṭın" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Bâri'" teʿâleyte yâ "Mušavvir" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Tevvâb" teʿâleyte yâ "Vehhâb" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Bâis" teʿâleyte yâ "Vâris" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḳadîm" teʿâleyte yâ "Muḳîm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ferd" teʿâleyte yâ "Vitr" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Nûr" teʿâleyte yâ "Settâr" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Celîl" teʿâleyte yâ "Cemîl" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḳàhir" teʿâleyte yâ "Ḳàdir" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Melîk" teʿâleyte yâ "Muḳtedir" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "ʿAlîm" teʿâleyte yâ "ʿAllâm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "ʿAẓîm" teʿâleyte yâ "Ğafûr" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḥalîm" teʿâleyte yâ "Vedûd" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Şehîd" teʿâleyte yâ "Şâhid" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Kebîr" teʿâleyte yâ "Müteʿâl" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Nûr" teʿâleyte yâ "Lâṭîf" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Semiʿ" teʿâleyte yâ "Kefîl" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḳarîb" teʿâleyte yâ "Bašîr" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḥaḳ" teʿâleyte yâ "Mübîn" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Raûf" teʿâleyte yâ "Raḥîm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ṭâhir" teʿâleyte yâ "Muṭahhir" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Mücemmil" teʿâleyte yâ "Mufaḍḍıl" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Muẓhir" teʿâleyte yâ "Münʿim" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Deyyân" teʿâleyte yâ "Sulṭân" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḥannân" teʿâleyte yâ "Mennân" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Eḥad" teʿâleyte yâ "Šamed" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ḥayy" teʿâleyte yâ "Ḳayyûm" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "ʿAdl" teʿâleyte yâ "Ḥakem" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
Sübḥâneke yâ "Ferd" teʿâleyte yâ "Ḳuddûs" ecirnâ mine'n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
سُبْحَانَك يَٓا اَللّٰهُ تَعَالَيْتَ يَا رَحْمٰنُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا رَح۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا كَر۪يمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا حَم۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا حَك۪يمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مَج۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا مَلِكُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰن
سُبْحَانَكَ يَا قُدُّوسُ تَعَالَيْتَ يَا سَلاَمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مُؤْمِنُ تَعَالَيْتَ يَا مُهَيْمِنُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا عَز۪يزُ تَعَالَيْتَ يَا جَبَّارُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مُتَكَبِّرُ تَعَالَيْتَ يَا خَالِقُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَٓا اَوَّلُ تَعَالَيْتَ يَٓا اٰخِرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا ظَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا بَاطِنُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا بَارِىءُ تَعَالَيْتَ يَا مُصَوِّرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا تَوَّابُ تَعَالَيْتَ يَا وَهَّابُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ تَعَالَيْتَ يَا وَارِثُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا قَد۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا مُق۪يمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا وِتْرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا سَتَّارُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا جَل۪يلُ تَعَالَيْتَ يَا جَم۪يلُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا قَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا قَادِرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مَل۪يكُ تَعَالَيْتَ يَا مُقْتَدِرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا عَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا عَلاَّمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا عَظ۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا غَفُورُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا حَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا وَدُودُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا شَه۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا شَاهِدُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا كَب۪يرُ تَعَالَيْتَ يَا مُتَعَالُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا لَط۪يفُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا سَم۪يعُ تَعَالَيْتَ يَا كَف۪يلُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا قَر۪يبُ تَعَالَيْتَ يَا بَص۪يرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا حَقُّ تَعَالَيْتَ يَا مُب۪ينُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا رَؤُفُ تَعَالَيْتَ يَا رَح۪يمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا طَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُطَهِّرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مُجَمِّلُ تَعَالَيْتَ يَا مُفَضِّلُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا مُظْهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُنْعِمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا دَيَّانُ تَعَالَيْتَ يَا سُلْطَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا حَنَّانُ تَعَالَيْتَ يَا مَنَّانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَٓا اَحَدُ تَعَالَيْتَ يَا صَمَدُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا حَىُّ تَعَالَيْتَ يَا قَيُّومُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا عَدْلُ تَعَالَيْتَ يَا حَكَمُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا قُدُّوسُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
Sübhâneke âhiyyen şerâhiyyen
Avuçlar yukarı gelecek şekilde eller kaldırılır.
Sübḥâneke âhiyyen şerâhiyyen teʿâleyte lâ ilâhe illâ ente ecirnâ ve ecir Üstâẕenâ Saʿîde'n-Nursî (raḍıyallâhu ʿanh) ve vâlideynâ ve iḫvânenâ ve eḫavâtinâ ve ṭalebete Resâili'n-Nûri ve rufeḳàenâ ve aḥbâbene'l-mü'minîne'l-muḫlišîne mine'n-nâr.
سُبْحَانَكَ اٰهِيًّا شَرَاهِيًّا تَعَالَيْتَ لآَ اِلٰهَ اِلآَّ اَنْتَ اَجِرْنَا وَ اَجِرْ اُسْتَادَنَا سَع۪يدَ النُّورْس۪ى رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَ وَالِدَيْنَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتَنَا وَ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ وَ رُفَقَٓائَنَا وَ اَحْبَابَنَا الْمُخْلِص۪ينَ مِنَ النَّارِ
Sübhansın, tenzih ederim Seni, ey ezelde ve ebedde var olan; Sen'den başka ilâh yoktur. Bizi ve Üstadımız Said Nursî'yi (Allah ondan razı olsun), anne babamızı, kardeşlerimizi, Risale-i Nur talebelerini, arkadaşlarımızı ve muhlis mümin dostlarımızı ateşten kurtar.
Ve min-külli nâr
Avuç içleri yere bakacak şekilde çevrilir.
Ve min-külli nâr vaḥfeẓnâ min-şerri'n-nefsi ve'ş-şeyṭân ve min-şerri'l-cinni ve'l-insân ve min-şerri'l-bidʿati ve'ḍ-ḍalâlâti ve'l-ilḥâdi ve'ṭ-ṭuğyân.
وَ مِنْ كُلِّ نَارٍ وَ احْفَظْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ وَ الشَّيْطَانِ وَ مِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَ اْلاِنْسَانِ وَ مِنْ شَرِّ الْبِدْعَةِ وَ الضَّلاَلاَتِ وَ اْلاِلْحَادِ وَ الطُّغْيَانِ
Ve her ateşten (koru), bizi nefsin ve şeytanın şerrinden, cinnin ve insanın şerrinden, bid'atın, dalâletlerin, ilhadın ve azgınlığın şerrinden muhafaza eyle.
Bi-afvike yâ Mücîr
Avuç içleri tekrar yukarıya bakacak şekle getirilir.
Bi-ʿafvike yâ Mücîr, bi-faḍlike yâ Ğaffâr biraḥmetike yâ Erḥame'r-râḥimîn. Allahümme'd-ḫılne'l-Cennete meʿâ'l-ebrâr, bi-şefâʿati nebiyyike'l-muḫtâr. Âmin, ve'l-ḥamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemîn.
بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اْلاَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Affınla ey kurtaran Mücîr, fazlınla ey bağışlayan Gaffâr, rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah'ım! Bizi, seçkin Peygamberinin şefaatiyle iyilerle beraber Cennet'e koy. Âmin, hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah'a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.
Nebe Sûresi (Amme)
Okunur ve tesbihat sona erer.
Bismillâhirraḥmânirraḥîm ʿAmme yetesâelûn. ʿAni'n-nebei'l-ʿaẓîm. Elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn. Kellâ seyaʿlemûn. Sümme kellâ seyaʿlemûn. Elem necʿali'l-arḍa mihâdâ. Ve'l-cibâle evtâdâ. Ve ḫalaḳnâküm ezvâcâ. Ve ceʿalnâ nevmeküm sübâtâ. Ve ceʿalne'l-leyle libâsâ. Ve ceʿalne'n-nehâra meʿâşâ. Ve beneynâ fevḳaküm sebʿan şidâdâ. Ve ceʿalnâ sirâcev-vehhâcâ. Ve enzelnâ mine'l-muʿširâti mâen seccâcâ. Linuḫrice bihî ḥabbev-venebâtâ. Ve cennâtin elfâfâ. İnne yevme'l-fašli kâne mîḳàtâ. Yevme yünfeḫu fi'š-šûri fete'tûne efvâcâ. Ve fütiḥati's-semâü fekânet ebvâbâ. Ve süyyirati'l-cibâlü fekânet serâbâ. İnne Cehenneme kânet miršâdâ. Li'ṭ-ṭâğîne meâbâ. Lâbisîne fîhâ eḥḳàbâ. Lâ yeẕûḳùne fîhâ berdev-velâ şarâbâ. İllâ ḥamîmev-veğassâḳâ. Cezâev-vifâḳâ. İnnehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ. Ve keẕẕebû bi-âyâtinâ kiẕẕâbâ. Ve külle şey'in aḥšaynâhü kitâbâ. Feẕûḳû felen-nezîdeküm illâ ʿaẕâbâ. İnne li'l-müttekîne mefâzâ. Ḥadâiḳa ve aʿnâbâ. Ve kevâibe etrâbâ. Ve ke'sen dihâḳâ. Lâ yesmeʿûne fîhâ lağvev-velâ-kiẕẕâbâ. Cezâem-mir-Rabbike ʿaṭâen ḥisâbâ. Rabbi's-semâvâti ve'l-arḍi vemâ beynehüme'r-raḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ. Yevme yeḳùmü'r-rûḥu ve'l-melâiketü šaffâ. Lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü'r-raḥmânü ve ḳâle šavâbâ. Ẕâlike'l-yevmü'l-haḳḳu femen-şâe ttaḫaẕe ilâ Rabbihî meâbâ. İnnâ enẕernâküm ʿaẕâben ḳarîbâ, yevme yenẓuru'l-mer'ü mâ ḳaddemet yedâhü ve yeḳùlü'l-kâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ عَنِ النَّبَأِالْعَظ۪يمِۙ اَلَّذ۪ى هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ كَلاَ سَيَعْلَمُونَۙ ثُمَّ كَلاَ سَيَعْلَمُونَ اَلَمْ نَجْعَلِ اْلاَرْضَ مِهَادًۙا وَالْجِبَالَ اَوْتَادًۖا وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًۙا وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۙا وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًۙا وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًۖا وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًۙا وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًۖا وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجًۙا لِنُخْرِجَ بِه۪ حَبًّا وَنَبَاتًۙا وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًۜا اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتًۙا يَوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّورِ فَتَاْتُونَ اَفْوَاجًۙا وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًۙا وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًۜا اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۙا لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰبًۙا لاَبِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَابًۚا لاَيَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلاَ شَرَابًۙا اِلاَّ حَم۪يمًا وَغَسَّاقًۙا جَزَٓاءً وِفَاقًا اِنَّهُمْ كَانُوا لاَيَرْجُونَ حِسَابًۙا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًۜا وَكُلَّ شَىْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلاَّ عَذَابً۟ا اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازًۙا حَدَٓائِقَ وَاَعْنَابًۙا وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًۙا وَكَاْسًا دِهَاقًۜا لاَيَسْمَعُونَ ف۪يهَالَغْوًا وَلاَ كِذَّابًۚا جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَابًۙا رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لاَيَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۙا يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لاَيَتَكَلَّمُونَ اِلاَّ مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ ۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰبًا اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًۚا يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَالَيْتَن۪ى كُنْتُ تُرَابًا
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Birbirlerine neyi soruyorlar? O büyük haberi mi (kıyameti mi)? Ki onlar bunda ayrılığa düşmektedirler. Hayır, ilerde bilecekler! Yine hayır, ilerde bilecekler! Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? Sizi de çift çift yarattık. Uykunuzu bir dinlenme kıldık. Geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü de bir geçim vakti kıldık. Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik. Alevlendirilmiş bir kandil (güneş) yarattık. Sıkışıp yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik ki onunla taneler ve bitkiler, birbirine sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım. Şüphesiz hüküm (ayırt etme) günü belirlenmiş bir vakittir. O gün Sûr'a üflenir, siz de bölük bölük gelirsiniz. Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur. Dağlar yürütülmüş, bir serap olmuştur. Şüphesiz cehennem, gözetleme yeridir. Azgınlar için bir dönüş yeridir. Onlar orada çağlar boyu kalacaklardır. Orada ne bir serinlik ne de bir içecek tadacaklar. Ancak kaynar su ve irin (tadacaklar). Yaptıklarına uygun bir ceza olarak. Çünkü onlar bir hesap ummuyorlardı. Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanlamışlardı. Oysa biz her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır. Öyle ise tadın azabı, artık size azaptan başka bir şey asla artırmayacağız. Şüphesiz takva sahipleri için bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, göğüsleri yeni tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. Orada ne boş bir söz ne de bir yalan işitirler. Bunlar Rabbinden bir mükâfat, yeterli bir bağıştır. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, Rahmân'dır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya güç yetiremeyeceklerdir. Ruh (Cebrail) ve meleklerin saf saf duracakları gün, Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacaktır; izin verilen de doğruyu söyleyecektir. İşte bu, kesin gerçekleşecek gündür. Öyle ise dileyen, Rabbine varan bir yol tutsun. Doğrusu biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi, ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kâfir olan kimse Keşke toprak olsaydım! diyecektir.
